Misafir on gısmetnen gelir,birini yer dokuzunu
bırakır
Oğlan yer oyuna gider, çoban yer koyuna gider
Öküzün büyük olsunda çifte gitmesin
ölmüş eşek kurttan korkmaz
Ölümse ölüm ğırlamaya ne gerek
Ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün ağlar
Önü gavut gavuri, arkası harman savuri
Sağır işitmez benzedir
Selin ağzı tutulur elin ağzı tutulmaz
Sen eşek olursan semer vuran çok olur
Su destisi su yolunda kırılır
Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi vardır
Terazi hatır sormaz
Yattığı ahır sekisi, söylediği İstanbul türküsü
Yemek gördün mü giriş, dayak gördün mü sıvış
BEDDUALAR
ADIN BATA / ADI BATASICA
ACINDAN GEBERESİN
ADIN GALA SEN GİDESİN
ADIN ŞANIN BELLİSİZ OLSUN
AĞZINDAN BURNUNDAN FİTİL FİTİL GELE
AH DEYİP AH İŞİTESİN
AH DİYESİN OH DEMİYESİN
ALLAH BELAN VERE
ALLAH ELE GÜNE MUHTAÇ EDE
ALLAH SENİ ALA GURTULAM
ALLAH SENİ BAŞIMDAN ALA
ANAN ÖLE
ANANDAN EMDİGİN SÜT AĞZINDAN BURNUNDAN GELE
ARADA DEREDE GALASIN
AYAĞLARINA GARA SULAR YENE
BAŞAN ATAŞ YAĞA
BAĞRINA DAŞ BASASIN
BAĞARLARIN KÖR OLA
BAL YEYİP ZEHİR GUSASIN
BOYNUN GOPA
BAYRAMA ÇIĞMAYASIN
BELİN BUDUN BÜKÜLE
BİR MEZARDA YATASIN, BİN MEZARDA SESİN GELE
BEŞERET OLASIN
BESBETER OLASIN
BOSUN DEVRÜLE
BAŞIN BAĞRIN YİYE
BAYRAMA ÇIĞMAYASIN
BENİM GADAR BAŞAN DAŞ DÜŞE
BOYNUN ALTINDA GALA
CAN DERDİNE DÜŞESİN
CANIN ÇIĞA
CEBİNİN BEREKETİ OLMAYA
DAL İKEN DEVRÜLESİN
DAMLAYA GELESİN
DİLİN LAL OLA
DEVRÜN DÖNE
EKMEK ATLI , SEN YAYA GALASIN
ETİN DÖKÜLE
EVİN BAŞAN YIĞILA
ELLERE GALASIN
ETTİĞİN BULASIN / ÇEKESİN
EL YİYE SEN GÖZLEYESİN
FARŞ-I MALAMAT OLASIN
GANLI GÖMLEGİN GELE
GARNAĞRISI
GİDİŞİN OLA DÖNÜŞÜN OLMAYA
GADALARA GELESİN
GURDA GUŞA YEM OLASIN
GOTTİK YİYESİN
GAN GUSASIN
GEBERESİN
GAPI ÖGLERİNDE GALASIN
ĞIŞTİGE GELESİN
KORUNDA YATMAYASIN
KANLI BIÇAĞLARA GELESİN
KAPIMDA İT GİBİ KUZULAYASIN
KAPI KAPI DİLENESİN
KARA BAYRAMLARIN OLA
KANIN KURUYA
KUDMU CURUM OLASIN
LİME LİME OLASIN
LOKMA GADAR OLASIN
MURAD ALMAYASIN
MURADIN GÖZÜNDE GALA
İKİ YAĞAN Bİ ARAYA GELMEYE
O BOYDA GALASIN
OCAĞIN BATA
OCAĞIN SÖNE
ÖLNÜN KÖRÜ
PARÇA PIRTİK OLASIN
SENDE OLANDA SAHAN BENZEYE
SUSUZ GÖLLERDE BOĞULASIN
SÜTÜM SANA İT GANI OLA
TAHTAYA TENEŞÜRE GELESİN
TORPAĞ BAŞAN
TÖREMİYESİN
TUTTUĞUN ELİNDE GALA
YÜZÜN GÜLMİYE
YERE GİRESİN
YAĞLI GURŞUNLARA GELESİN
YEDİGİN İÇTİGİN ZEHİR ZIKKIM OLA
ZUKKUMMUN KÖKÜ
BAYRAMLAR
RAMAZAN BAYRAMI
Ramazan başlamadan 15 – 20 gün önceden kadınlar
evlerde temizlik adına yoğunluk yaşarlar.
Ramazanın birinci akşamı 30 gün zikir etsin diye
döğme pilavı pişirilerek yenir. Sahurlara
Ramazan davulcusunun ve zurnacısının sesiyle
kalkılır. Eskiden her evde su bulunmadığı için
iftara yakın çeşmelerden soğuk sular getirilir
ve soğuk kalması için su kabağının içine konup
bekletilirdi. Bu ay da fakir fukara ya
iftarlık-sahurluk yemekler götürülür ve iftar
davetleri verilir.Fitreler verilir, zekatlar bu
ayda yoğunlaşır. Evlerde cüz okunur. Kur- an
hatmedilir.
Ramazan da çocuklar da büyüklerine özenerek oruç
tutmak isterler. Büyükler de onların bu
isteklerini karşılıksız bırakmaz ve çocuklara
“tekne orucu” tuttururlar. Bunun anlamı
çocukların öğleye kadar oruç tutmalarıdır.
Böylece sevinçleri kursaklarında kalmamış olur.
Bayram yaklaştığında da yeniden bir temizlik
yapılır. Bayrama gelenlere ikram etmek üzere
börek, tatlı, dolma yapılır. Bayram öncesi
alışveriş yapılır, bayramlıklar alınır ve
eksikler tamamlanır.
Bayram sabahı erkenden kalkılır. Erkekler bayram
namazına gider. Namazdan sonra mezarlıklar
ziyaret edilir ve ölülerin ruhuna Kur’ an
okunur. Bu arada kadınlar da evde sofrayı
hazırlar. Mezarlık dönüşü eve gelinirken
yakınlardan birkaç kişi de getirilir. Eve
gelince hemen sofraya oturulur. Yemekten sonra
büyüklerin elleri öpülür. Bu sırada çocuklara
şeker ve para verilir. Bundan sonrada
büyüklerin, dost ve akrabaların evleri ziyaret
edilir. Küs insanlar barıştırılır.
KURBAN BAYRAMI
Ramazan bayramında olduğu gibi 15-20 gün önceden
evlerde temizlik ve muhtelif hazırlıklar
yapılır. Kurbanlıklar alınır. Kurbanlığa kına
yakılır. Bu arada kadınlar da ellerine kına
yakarlar. Bayramın birinci günü erkekler bayram
namazına gider. Namazdan sonra eve gelerek
kurban kesilir. Kurban etleri iki ye bölünür.
Üçte ikilik kısmı fakirlere ve komşulara
verilirken kalan kısmı da eve bırakılır. Kurban
kesildikten sonra yakınların evleri ziyaret
edilir. Küsler barıştırılır
DEYİMLER - TABİRLER - SÖZLÜK
AYIN BEYİN OLMAK : NEYE UĞRADIĞINI BİLEMEMEK
AÇ GARIN GURU ÇALIM : FAKİR AMA ÇALIMLI, MAĞRUR
GEZEN
İNSANLAR İÇİN SÖYLENİR
AÇ GEZİP GUYRUĞU DİK GEZMEK : KİMSEYE MİNNET
ETMEMEK
SEYİPLEMEK : BAŞIBOŞ BIRAKMAK – AZAD ETMEK
(HAYVANLAR İÇİN KULLANILIR )
SIRIN : BİR YÖRESEL YEMEK TÜRÜ
SOHARAÇ : YEMEĞİN SOSU
SIMIRDİK : BULGURUN UFAĞI - ÇORBA TÜRÜ
SİTİL : KOVA
SEGİRMEK : HIZLI YÜRÜMEK - KOŞTURMAK
SURğA : ANGARYA İŞ
SOYğA GÖNÜL : DELİ GÖNÜL
SİVİNK : DAM SAÇAĞI
SÜZEK : SÜZGEÇ
SAĞAVEL : AHIR SÜPÜRGESİ
ŞAKOKA : DAĞ ARMUDU
ŞORRİK . SALYA
ŞİŞEK . KOYUN
ŞILDAN : PEYNİR MAYASI
ŞİLTE : YASTIK YORGAN ASTARI
ŞÜJÜK : PEYNİR SUYU
TAŞGALA . TELAŞ
TAVLANMAĞ : ŞİŞMANLAMAK – KİLO ALMAK
TENTENE : DANTEL
TOLİK : SU KABAĞI
TIĞNAZ : KISA BOYLU, ŞİŞMANCA
TİRİT : YÖRESEL BİR YEMEK TÜRÜ
TiV : TüY
TOĞLU : KOÇ
TORRİK DOĞUMAĞ : EL İLE ÖRGÜ YAPMAK
TOSBAĞA : KAPLUMBAĞA
TUMP : İKİ TARLA ARASINDAKİ SINIR
TEŞT : LEĞEN
TURİK : HEYBE - ÇANTA
TEVEK : ÜZÜM YAPRAĞI
KURİK : AT, EŞEK YAVRUSU
KUNCİK : CEP - KOLTUK ALTI - KÖŞE BUCAK
UNUNU ELEMİŞ ELEGİNİ ASMIŞ : İŞİNİ HALLETMİŞ –
EVLENMİŞ, EV BARK SAHİBİ OLMUŞ KİŞİLERCE
SÖYLENİR…
ÜZBAR ETMEK : YÜZLEŞTİRMEK
ÜSGEK : YÜKSEK
ÜSGÜRE : TAS
VIZİK : SİNEK
VERİK : CİVCİVİN BÜYÜĞÜ
VERİKLENMEK : BÜYÜMEYE BAŞLAMAK
VIZVIZİK DÜŞMEK : ENDİŞE ETMEK
YÜREGİ ATMAĞ : BİR ŞEYE KARŞI ARZU DUYMAK
YAZIĞI GELMEK : ACIMAK
YALAVUZ : YALNIZ
YAZI YABAN : KIR – BAYIR
YOLAĞ : PATİKA YOL - ÇOK DAR GEÇİT
YEGE : BİLEY TAŞI
YARPUZ : YABANİ NANE
YEGELEMEK : BİLEMEK
ZİMME : KUZEY , SOĞUK YER
ZOPPA : SOPA
ZİBİL: HAYVAN GÜBRESİ
ZERİK : BİR HAYVAN HASTALIĞI
ZERZEVAT : SEBZE
ZIRNIK DESEN YOK : HİÇ YOK
ZUĞURİK : DAR GEÇİT
ZÖHÜR : SAHUR
ZUMZUĞ : YUMRUK
ZUVAĞ : SOKAK
ZIVANADAN ÇIĞMAĞ : KAREKTERİNİ TERK ETMEK
ZIR : AŞIRI UÇ - KENDİNİ FARK ETTİREN
ASKERLİK
Gitmeden birkaç gün önceden yakınları tarafından
askere gidecek kişiye davetler verilir, Vatan i
görevini yapmak için büyük heyecan yaşayan genç,
dost- arkadaş ve ailesi gibi yakınlarından
helallik ister. Helallik istemeye gelen asker
adayına, büyükler tarafından bahşiş verilir. Bir
erkeğin hayatında üç önemli husus vardır. Bunlar
sırası ile sünnet, askerlik ve evliliktir.
Askerliğini yapmamış erkeğe olumlu gözle
bakılmaz. Askerliğini yapan, evliliğe hak
kazanmış sayılır. Askerlik aynı zamanda
Peygamber ocağıdır. Anne ve baba oğlunu
yetiştirip askere gönderdiği için gurur duyar.
Fakat uzun sürecek bir ayrılığında sıkıntısını
çeker. Bunu da oğlu üzülmesin diye belli etmez.
Son gece, annesi tarafından askerin eline
kınalar yakılır. Gitmesine bir gün kala askerin
evi yakınlarıyla dolar. Eğlenceler düzenlenir,
hareket saatinde davullar zurnalar çalınır…
Aşağıda askere gidenlerin arkasından söylenen
manilerden bir bir örnek verilmektedir.
Çubuğum yok uzatam,
Asker olan yollansın,
Askerlikten kaçanlar,
Yere girsin arlansın...
Tabancamı yağladım,
Yan belime bağladım,
İndim ordu içine,
Sıla diye ağladım.
Suyu bende bağlarım,
Ben derim ben ağlarım,
Asker yarim gelirse,
Koçu kurban bağlarım.
SÜNNET
Çocuğun sünneti ilkokulu bitirinceye kadar olan
zaman içinde yapılır. Çocuğa bir de küvre
tutulur. Küvre olmak için çocuğun babasına eşi
hamile iken ya da doğum yaptıktan sonra çocuğun
küvreliğine talip olduğu ve başka kimseye söz
vermemesi tembihlenir. Küvrenin görevi sadece
sünnet olacak çocuğu kucaklamaktan ibaret
değildir. Oldukça sorumluluk getiren bir
görevdir. Küvre çocuk olduktan sonra görmeye
gittiğinde bir lira (Altın), çocuk takımı, anne
ve babasına birer elbise götürülür. Artık küvre
akrabadan sayılır. Büyük kıymet verilir. Aileler
arasında ki bağlar bu Peygamberlik dostluğu
sayesinde daha da kuvvetlenir.
Çocuğun sünneti bir düğün havasında geçer.
Günler öncesinden hazırlıklar yapılır. Bu
hazırlıklar; kazanlarda yemekler pişirilir,
tatlılar börekler açılır. Akrabalar, komşular ve
dostlar davet edilir. Çocuğun yatacağı yer
hazırlanır ve süslenir. Davete icabet sünnet
olduğundan davetliler kendilerini sünnet evine
gitmeye sorumlu hissederler. Bunlarda sünnet
evine imkanları ölçüsünde hediye götürürler.
Sünnet günü küvre ye bir adamla kuzu gönderilir.
Küvre ise aynı kuzuya bir koç katarak sünnet
evine getirir. Küvre geldikten sonra çocuk atla
(günümüzde araba ile)gezdirilir. Eve geldikten
sonra çocuk küvre nin kucağına verilir ve sıkıca
tutulur. Bu sırada Salavat -ı Şerife
getirilirken sünnetçi de işini görür. Sünnet
bittikten sonra bir tepsi dolanır. Önce küvre,
sonra çocuğun babası, akrabaları, komşuları ve
dostları para atarlar. Bu paranın büyük bir
kısmı sünnetçiye aittir. Sünnetten sonra sünnet
yemeği verilir, mevlit okunur, mevlit ün
ardından çalgılı eğlence yapılır. Bu eğlence
ailenin durumuna göre bir yada üç gün sürer.
Sünnetçi düğünde bir gün kalır, çocuğun
merhemlerini değiştirir.Eskiden merhem bulmak ve
almak olanağı olmadığı için un gibi öğütülmüş
bazı ağaç kabuklarından merhem yaparak yaralar
pansuman edilirmiş.Sünnet ten üç ya da beş gün
sonra küvre tekrar çocuğu görmeye gelir. Bu
gelişinde de çocuğa hediye getirir. Çocuğa ve
ailesine geçmiş olsun ve hayırlı olsun dileğinde
bulunur. Çocuk iyileştikten sonra çocuğun anne
ve babası küvreyi görmeye gider. Küvrenin
yaptığı masrafın bir buçuk katı hediye
götürürler.
ÖLÜM
Cenaze çıkan evde üç gün taziye yapılır.
Kadınlar taziyeleri ölü evinde kabul ederken,
erkekler taziyelerini bir yakınlarının evlerinde
yaparlar. Taziyelerin yapıldığı üç gün süresince
ölü evinde yemek pişirilmez. Yemekler komşu ve
akrabalar tarafından getirilir. Ayrıca ölü
evinin işleri de komşular tarafından yapılır.
Taziyeye gelenler başsağlığı diledikten sonra
merhumun ruhuna fatiha okurlar. Ölenin
iyiliklerinden bahsedilir, cenaze sahiplerine
sabırlar dilenir ve kalkılır. Cenazenin
defnedilmesini takip eden ilk Cuma günü de
taziyeye gidilir. Bu cumada ayrıca mevlit de
okutulur. Kırkıncı güne kadar ise her gün
Yasin-i Şerif okutulur. Kırkıncı gün yemek
verilir, helvalar ikram edilir. Komşular,
akrabalar davet edilir ve ölünün ruhu için
ikramlarda bulunulur. Daha sonra 52.gecede
ölünün etinin kemiğinden ayrılacağına inanılır
ve bu ayrılmanın kolay olması için bu gece de
Kur-an okutulur.
Ölünün defin işlemi imamların nezaretinde dini
esaslara uygun olarak yapılır. İlçe merkezinde
ölünün üstü salla örtüldükten sonra üzerine
toprak atılır. Köylerde ise sal yerine tahta
parçaları kullanılır. Ölünün elbiseleri evde
bırakılmaz , fakirlere dağıtılır. Cenaze
sırasında özellikle kadınlar yüksek sesle ağıt
yakarlar. Bunlardan birkaç örnek vermekle
yetiniyoruz.
Karayeri oydular,
Gardaşımı koydular,
Gardaşım çok naziktir ,
Ağır sallar koydular.
Ezrail eşiktedir,
Çıkmıyor eşliktedir,
Ezrail aman eyle ,
Körpesi beşiktedir.
Mezarlık yolları ne yaman kesik ,
Artırdın derdimi etmedin eksik,
Bin kuruşamıdır bir kuru mektup ,
Gönder bir mektup da sürem yüzüme .
GELENEKSEL ÇEMİŞGEZEK MUTFAĞI
Çemişgezek mutfağı oldukça zengin yemek
çeşitlerine sahiptir. .Geleneksel Çemişgezek
mutfak kültürü, Türk, Arap, Fars ve Ermeni
mutfak kültürünün izlerini taşır. Mevsime,
yörenin özelliklerine ve ürettiği ürünlere göre
şekillenen yemek çeşitlerinin bir çoğu yalnızca
bölgeye hastır. Özellikle kırsal kesimde hatta
şehirde bile yöreye özgü çok güzel ekmekler
yapılır. Bu ekmeklerden en ünlüsü ve en
lezzetlisi güz mevsiminde yapılan ve bütün bir
kış hiç bozulmadan kalabilen Tandır Ekmeğidir.
Yemekler çoğunlukla yer sofralarında yenilir.
Büyük başlamadan ve besmele çekilmeden yemeğe
kaşık vurulmaz. Eskiden bütün yemeklerde
tereyağı kullanılırdı. Günümüzde ise hem
köylüler hem de şehirliler çoğunlukla nebati yağ
kullanılır ve bu karışım sos vazifesi yapar.
MEVSİMİNE GÖRE PİŞİRİLEN YEMEKLER
YÖREMİZE ÖZGÜ BAZI YEMEKLER
GÖMME
Yöremizde hazırlanan en eski yemeklerden olan
gömme değişik hazırlama ve servis şekillerine
göre zılfet, borani, parğaç, deve lokması gibi
isimler alırlar. Ayrıca bulgurlu ve içli gömme
çeşitleri de mevcuttur.
Malzemesi: 1kg un, 1kg ayran veya yoğurt,
500gr. tere yağı, 2 baş sarımsak
Yapılışı: Özellikle kış mevsiminde yapılan,
ilçemize özgü bir yemek çeşididir. Asıl gömme,
killi bir topraktan yapılmış özel bir ocakta
pişirilmekle beraber bazen iki saç arasında da
pişirilir. Hazırlanan hamura (mayasız olacak)
ocağın büyüklüğüne göre kalın ve yuvarlak bir
ekmek şekli verilir. Kızgın ocağın tabanı
temizlendikten sonra ocağa konur, üzerine saç
kapatılır, ateş örtülür ve pişirilmeye
bırakılır. İyice pişirilen ekmek çıkarılıp
soğutulduktan sonra, orta kısmı tabak şeklinde
oyulup ekmekler ufaltılır (küçük küçük doğranır)
oyulan kısma yerleştirilir. Kenarlarına
sarımsaklı yoğurt dökülür. Gömmenin üst kabuğu
yuvarlak şeklinde kesilerek ortası delinir.
Ufalanmış gömmenin üst tepesine konur üzerine
eritildiği kızgın tere yağı dökülür.
Ayranlı Çorba
Malzemesi: 1 kg ayran, 1 kaşık tuz, bir kaşık
(avuç) un, 1 adet yumurta, 500 gr. döğme, 1avuç
nohut,Reyhan veya yarpuz(yabani nane).
Yapılışı: Bakır bir tencere içine ayran konarak
içine un, tuz,yumurta sarısı ilave edilir ve
iyice karıştırılır. Kaynayıncaya kadar tahta
kaşıkla karıştırılmaya devam edilir. Önceden
ıslatılmış nohut ilave edilir. Nohut biraz
piştikten sonra döğme katılır, 20-30 dakika
kaynatıldıktan sonra yarpuz (yabani nane) konur.
Taze yarpuz daha iyi tat verir. Mevsim kış ise
kuru nane karıştırılır. 5 dakika daha
kaynatılır. Soğuk servis yapılır.
Sarımsaklı Ekmek
Malzemesi: mayasız hamurla yapılmış yufka
(pişmiş olarak) 2 veya 4 diş, sarımsak, yoğurt
tere yağı.
Yapılışı : Yufka ekmekler yuvarlanarak (rulo
şekline getirilerek) küçük parçalar halinde
koparılıp sarımsaklı yoğurda batırılıp tepsi
veya tabağa dizilir. Yağ iyice kızdırılır,tabağa
dizilen ekmeğin üzerine dökülür(gezdirilir).
Servise sunulur.
Keledoş
Malzemesi:Kurut ayranı,soğan,kavurma,yağ,tandır
ekmeği veya yufka ekmeği.
Yapılışı:Soğan halka şeklinde
doğranır,kavurma,yağ ve salça ile
kavrulur.Üzerine yavaş yavaş kurut ayranı
dökülerek kaynayıncaya kadar karıştırılır.20
dakika pişirilmeye bırakılır.Bir sahan içine
ekmeği veya pişmiş yufka ekmeği (yörede fetir
ekmeği de denir) doğranır.Küçük parçalar halinde
doğranmış ekmeğin üzerine dökülür.Sabah
kahvaltısında yenir.
Kurut
Törede yoğurt ikinci kez pişirilir.Süzeklere
(bez) konur,suyu iyice alındıktan sonra güneşte
küçük topaklar halinde kurutulur.Büyüklüğü
yumurta kadardır.Kış mevsiminde ayran haline
getirilerek çorba,keşkek, keldaş için
kullanılır.Halk arasında çurtan olarak ta
adlandırılır.
BINBAR DOLMASI
Malzemesi:Küçük baş hayvan bağırsağı
(temizlenmiş şekli ile),ince bulgur,tuz,tahta
tokmakla tahtada dövülmüş kıyma,baharat,reyhan.
Yapılışı:Bulgur,kıyma,salça,baharat,reyhan bir
kap içinde su ile karıştırılarak az sulu bir
şekilde temizlenmiş bağırsakların iç kısmı dışa
gelecek şekilde doldurulur.Uçları bağlanır ve
bakır tencerede mantız üzerinde kömür ateşi ile
haşlanarak pişirilir.Pişme işleminden sonra
tavada ısıtılmış yağda kızartılır.Kızartma
işleminden sonra küçük parçalar halinde (dolma
şekli bozulmadan) doğranarak servis yapılır.
DÜĞÜN ÇORBASI
Kemikli et haşlanır.İyice haşlandıktan sonra
doğranmış soğan eklenir.Tekrar karıştırılır.
Islanmış nohut eklenir,ateşte pişirilmeye
bırakılır.İyice piştikten sonra ocaktan
indirilir ve yenmeğe hazır hale gelmiş olur.
EŞKENE-İŞKENE
Malzemesi:Yufka ekmek,haşlama suyu
(soğan,kavurma,tavuk eti,patates).
Yapılışı:Pişirilmiş yufka ekmeği doğranarak
tepsiye konur.Üzerine bol soğanlı,kavurmalı
haşlama suyu dökülür.Bazen yufka ekmeği yerine
kurumuş ekmek parçaları da kullanılır.
Taş Ekmeği
Malzemesi:Un,yumurta,su,tereyağı,şeker,tuz.
Yapılışı:Un,su,yumurta,tuz bir kapta
karıştırılır.Bulamaç haline getirilir.Kızgın taş
veya saç yağlı bezle temizlenir.Bulamaç kepçe
ile üzerine dökülür.Taşın üstündeki ekmekler
piştikten sonra bir tepsiye alınarak üst üste
dizilir.Baklava dilimi doğranır.Üzerine şeker
şerbeti ve tereyağı dökülür.Yemek servise
hazırdır.
PATİLE
Ekmek hamuru oklava ile açılır.İçine
çökelek,soğan,maydanoz veya kavurmalı bulgur
serilir.Ekmek hamuru ikiye katlandıktan sonra
üçgen şeklindeki görüntüsüyle saçta pişirilir.Bu
şekilde yenebileceği gibi ekmekler doğranarak
üzerine eritilmiş tereyağı dökülerek de yenir.
Köfte - içli köfte
Malzemesi:Bulgur, un, kıyma veya kavurma,tuz,
soğan, baharat
Yapılışı:Bulgur suda az kaynatılarak
yumuşatılır. Yumuşayan bulgura leğende biraz un
karıştırılarak yoğrulur. Bir baş soğan
doğranarak kıyma veya kavurmaya karıştırılır.
İsteğe bağlı olarak baharat kullanılabilir. Bu
iç hazırlandıktan sonra bulgur ceviz
büyüklüğünde topaklar haline getirilir ve baş
parmakla içi açılır. Hazırlanan kıymalı, soğanlı
iç doldurulduktan sonra topak bulgurun ağzı
kapatılır. Hazırlanan köfteler kaynatılmış suya
bırakılır. Yaklaşık on dakika kaynadıktan sonra
ocaktan indirilir. Bu köfteler bütün olarak
yenebileceği gibi bir sahanda doğranarak üzerine
tereyağı dökülerek de yenebilir.
T A T L I L A R
Kül Gömbesi (Ocak Gömbesi)
Hamur mayasız olarak teşt'te yoğrulur.Ocağın
tabanında pişirilir. Önce ocakta ateşi iyice
yakılır. Sal (ocağın tabanı)kızınca ateş
çekilir.Tabanı ıslak bir çaputla silinir.
Süpürüldükten sonra hamur sal üzerine serilir ve
üzerine saç konur.Saçın üzerinde tekrar ateş
yakılır. Ekmek sal ve üstteki saçın ısısıyla
pişer.Bu ekmek çıkarıldıktan sonra ya olduğu
gibi yenir veya üst kapağı (kabuğu) oyulup
yumuşak kısmı çıkartıldıktan sonra içine tere
yağ dökülür, kapağı tekrar kapatılır. Bu şekilde
kurabiye gibi olur.
Değirmen Poğaçası
Değirmende sıra beklerken ekmek biter de
köyden ekmek gelmezse değirmendeki undan pağaç
denen bir ekmek yapılarak yenir. Un., ağaçtan
yapılmış hamur teknesinde yoğrulur. Kenarlarına
pürüzlü siyah volkanik taşlar (bazalt) dizilmiş
olan ocakta odun yakılır.Bir taşda serbest
olarak ateşin üzerine konur.Taşları kızdırdıktan
sonra ateş temizlenir. Taşların büyüklüğünde
pide gibi top top edilmiş hamur bu kızgın
taşların üzerine vurulur (yapıştınlır). Üzerine
de aynı taştan bir kapak kapatılır. Böylece
ekmek pişer.Pişen ekmek soğuk sıva taşı ile
alınır.Bu ekmek tuzsuzdur. Çok lezzetli
olduğundan değirmenden dönenden pağaça umarlar
(beklerler).
Yumurtalı Ekmek
Mısır unundan yapılır.Ekmeği pişirdikten sonra
üzerine sarımsaklı yoğurt döküp yerler.Yumurtalı
ekmek yağda kızartılarak da yenir.
Cumur
Yağ kızdırıp içine ekmek doğranır.Ekmekler
keklik burnu gibi kızarınca yenir.
Yumurtalı Tepsi Kumbiği
Un, sütve yumurta ile hamur yoğrulur. Baklava
biçimi verilip tepsiye yerleştirilir. Üzerine
bir miktar çörek otu, küncu (susam) ekilerek köz
üzerine konur. Üstü ekmek pişirme saçı ile
kapatılır.Saçın üzerinde de ateş yakılır. Hamur
iki ateş arasında pişer.
Hırınç
Un, ılınmış suya azar azar dökülerek
karıştırılır.Tuz eklenir yoğurt kıvamına
getirilir öte yandan ocağın üzerine saç
yerleştirilir ve çaputla yağlanır.Yoğurt
kıvamındaki cıvık hamur bir ağaç veya bakır
cemce (çömçe) ile kızgın saç üzerine dökülür.
Saca yayılan hamur bir müddet sonra pişer.
Piştikten sonra tepsiye alınır ve üzerine bir
miktar su ile ısıtılmış sarımsaklı yağ
dökülür.Yumuşak bir yemek olur.
Kuymak (Bulamaç)
Ilık suya un çalınır.Ateş üzerinde pişirilip
kaplara dökülür.Üzerine kaşıkla çukurlar yapıp
içlerine kızartılmış tereyağı dökülür. Tatlı
olması istenirse yağa şeker, bal veya pekmez
katılır.
Erişte Pilavı
Erişte önceden saç üzerinde kavrulur.
Pişirileceği zaman sıcak suda haşlanır, suyu
süzülür.Yağla kızartılan kavurma üzerine
dökülerek yenir.
Su Böreği
İnce una iyi açılması için bir miktar zeytinyağı
karıştırılır, honça üzerinde oklava ile
açılır.Açılan yufkalar kaynar suya batırılıp
süzüldükten sonra tepsiye düzgün olarak kat kat
yerleştirilir. Yufka katları arasına erimiş yağ,
peynir, maydanoz, nane konur, az biber ekilir.
Tepsi üzerine ikinci bir tepsi kapatılarak köz
üzerinde pişirilir.
Bişi
Yumurtaya yoğurt kıvamına gelinceye kadar un
çalınır.Tavada erimiş tereyağı veya zeytinyağı
üzerine kaşıkla dökülerek pişirilir. Çatal,
kaşıkla alınarak tabaklara konur, toz şeker ve
tatlı ile yenir.
Kalbur Hurması
Un, süt, yumurta ile hamur yoğrulur. Hamura
hurma biçimi verilir, kalburun gözlerine
bastırarak damgalanır.Bakır tavada pişirilir,
sade yağlı kurabiye haline gelir. Tabağa
konurken üzerine şeker ezmesi veya bal şerbeti
dökülür.
Baklava
Yufka açılır, arasına ceviz, badem içi, yağ
konur.Su böreği gibi tepside pişirilir. Üzerine
tatlı dökülür. Dilim, dilim kesilir.
Kumaşlı Çorbası
Undan hamur yaparlar, fındık büyüklüğünde
şekillendirirler.İrmik denen mercimek ve döğme
kırıkları ile çorba pişirilir.
Mahluta Çorbası
Bir ölçek yarma,iki ölçek su, bir çay bardağı
çekilmiş mercimekten yapılır önce su
kaynatılır,kaynayan suya yarma ve mercimek
katılarak pişirilir.Tencere indirilmeden tavada
kızartılmış tere yağ dökülür, bir miktar daha
ateşte tutulur.
Şakka Çorbası
Şakka' ya mercimek katarak kışın yapılan bir
çorbadır.
Erişte Çorbası
Şakka çorbası gibi mercimekle beraber pişirilir.
Bunların dışında düğün çorbası, Pitpitik Çorbası
gibi genellikle döğme' den yapılan ayranlı ve
yoğurtlu çorbalar vardır.
Haşlama Et
Suda haşlanarak pişirilen et yemeğidir.
Kızartma Et
Et ve kemikleri ufak ufak doğranıp kazanda
pişirildikten sonra ayrıca kırmızı biber,
reyhan, yağ, tuz ile yağda kızartılır
Döğme Kebap
Et döğeceği üzerinde et keserle dövülür.Macun
gibi olduktan sonra tuz, reyhan, maydanoz, biber
katılarak saç veya tava üzerinde kızartılır.
Keşkek
Bastırma adı verilen ve güneşte kurutulan etli
kemikler döğme ile birlikte kazanda pişirilir.
Kelle Paça
Davarın kelle ve paçaları pişirildikten sonra
et kısmı ayıklanarak ve üzerine sarmısak, tuzlu
su, baharat ve yağ eklenerek yapılan yemektir
Bumbar Dolması
Davarın bumbar,bağırsak ve midesi paklanır
(temizlenir),bulgur, su, tuz, reyhan, maydanoz,
biberle bir iç hazırlandıktan sonra bağırsak
içine parmakla itilerek doldurulur.Ağızları
bağlanır Kazana kelep gibi yerleştirilerek
pişirilir. Kazandan çıktıktan sonra üzerine yağ
dökerek doğranır.
Yoğurtlu Köfte
Unlu düğürcek yoğrulur, ceviz büyüklüğünde
yuvarlak köfteler yapılarak kazanda pişirilir.
Sarımsaklı yoğurt ve yağla terbiye edilir.
Etli Köfte
Et keserle et döveceğinde kesilir Bir miktar
un, bir miktar bulgurla yoğrulur, buna reyhan ve
maydanoz katılır, düğme biçimi tekerlekler
yapılarak kazanda pişirilir.Tepsilere konulur,
soğuduğu zaman üstüne yağ dökülerek yenir.
İçli Köfte
Düğürcek az miktarda un ile suda ıslatıldıktan
sonra tekrar katıştırılarak yoğururlunca erir
Soğan,kavurma et, küncü (susam) veya kabuksuz
çekirdek havanda dövülerek tavada ve yağ ile
kızartılır.Hazırla- nan bu iç, düğürcek' li
kanşıma baş parmakla boşluk yaparak doldurulur,
ağzı kapatılır Kazanın içerisine dizilir, su
konarak pişirilir. Tepsiye çekilir
(dizilir).Tamamen soğuyunca üzerine yağ dökülüp
yenir.
Hazırlop Köftesi
Culbant köftesi de denir. El değirmeninde
öğütülmüş mercimek ve culbant ıslatılır, un
katılarak yoğrulur içerisine soğan doğranır,
maydanoz konur, yoğrulup hamur edilir Elle
sıkılır, silindir şeklini alır, üzerinde beş
parmağın İzi kalır.Kazana yerleştirilip
pişirilir. Kırmızı biber yağda terbiye edilerek
üzerine dökülür.
Lahana Köftesi
Unla bulgur ve et yoğrulur. Lahana yaprakları
biraz pişirilir.Hamur yapraklar arasına konarak
silindir şeklinde sıkılır.Kazanda
pişirilir.Tepsiye çökerek üzerine limon sıkılmış
veya limon tuzu konmuş yağ dökülür.
Bağ teveği Sarması
Bulgur, un, et,maydanoz, reyhan, biber
yoğrulur.Suda pişirilmiş bağ teveği arasına
konup sarılır.Kazanda pişirilir.Üzerine
sarımsaklı yoğurt dökülür.Aynı şekilde lahana
sarması da yapılır
Soğan Dolması
Kabuğu soyulan soğan haşlanır. Bulgurla et ve
baharat karıştırılır, soğan doldurulur.
Piştikten sonra üzerine yağ ve limon yahut
domates salçası konur.
DÜĞÜN ADETLERİ
Çemişgezek ve köylerinde düğünlerle ilgili
adetler bölge bölge farklılıklar arz eder. Şavak
köylerinde, ova köylerinde, nahiye köylerinde ve
dağ köylerinde hep farklı uygulamalarla
karşılaşılır. Bu çalışmada ilçe merkezindeki
gelenekler esas alınmış, ancak zaman zaman bazı
köylerden de örnekler verilmiştir.
Kız İsteme
Kız isteme ile ilgili prosedür yüzyıllardır
hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramamıştır.Önce
erkek çocuk sahibi olan aile kendi aralarında bu
konuyu görüşürler.Çevrede oğullarına münasip bir
kıza talip ılur ve durumu oğullarına
bildirirler.Oğlanın fikrini almak yakın dost ve
akrabalara bırakılır.(Anne ve ablaların bu
konuda etkileri fazladır)Erkek aile ve
yakınlarının fikirlerini onaylarsa kızın fikrini
öğrenmek için kıza yakın kişilerce ağzı
aranır.Kızdan da müsbet cevap alınırsa kız
evinden hayırlı iş için gün istenir.Belirlenen
günde iki tarafın da sevip saydığı birkaç kişi
ile oğlanın anne ve babası kız evine gider ve
kızı anne ve babasından isterler, kız evi bunu
hemen kabul etmez, kıza soralım, akrabalarımıza
soralım, ailemize danışıp size öyle cevap
verelim der.Eğer kız evinin cevabı kesin red
değilse dilbağı denilen bir emanet (elbiselik,
altın, kolonya, yüzük vb.)bırakılır.Böylece
kesin karar verilinceye kadar kızın başkaları
tarafından istenmesi önlenmiş olur.Kızın ailesi
bu konuyu kızın görüşünü de aldıktan sonra
aralarında görüşür ve hepsi uygun bulursa oğlan
evine haber salınır.Belirlenen günde erkek
tarafı yine bir heyetle kız evine gelir.Damat
adayı bu heyette bulunmaz, onun yerine bir
arkadaşı vekil olarak katılır. Bir süre sohbet
edildikten sonra Allah’ın emri, Peygamberin
kavli ile kız babasından istenir.Bu arada gelin
adayı misafirlere kahve servisinde bulunur.Bu
vesile ile gelen heyet gelin adayını daha
yakından görmüş olur.Bir taraftan kız ailesinin
gücüne göre gelenlere yiyecek ikramında
bulunulurken diğer taraftan ağır nişan için
getirilen eşya ve ziynetler açılır ve kız
ailesine teslim edilir.Bundan sonra damat
adayının vekili kalkarak orada bulunanların
ellerini öper ve kız isteme merasimi sona
erer.Bu vesile ile yeni bir akrabalık kurulmuş
olur ki buna hınamilik denir.
NİŞAN
Nişan için de gün belirlenir. Nişan için de yene
bohçalar hazırlanır, ev halkına ve yakınlarına
da hediyeler verilir altınlar takılır. Ağır
nişanın kahvesini kız tarafından bir yakını
hazırlar, kahve tepsisine bu hizmetin karşılığı
olarak bahşiş niteliğinde para konulur. Her iki
tarafta hayırlı olması temennisinde bulunarak
nişan merasimine başlanır. El öpmeden sonra
yüzükler takılır. Eğer nişanlılık uzun sürerde
araya bayram girerse geline bu seferde bayramlık
adıyla hediyeler gönderilir.
DÜĞÜN
Düğünler uzun bir hazırlık devresinden sonra
başlar. Bu arada alışverişler yapılır ve
eksikler tamamlanır. Düğüne halkın çağırılması
ise oğlanın yakınlarının evlerine çalgı
gönderilerek, diğerlerine ise “coğcoğan” denilen
çağırma işiyle gönderilmiş kimseye vasıtayla
yapılır. Coğcoğan tek tek dolaştığı evlere şeker
dağıtarak düğüne davet eder.
Düğün hazırlıkları sağdıçlar tarafından
sürdürülür.Bazı köylerimizde sağdıçlara müsahip
denilmektedir. Müsahip “sahip olan” anlamına
gelir ve gelin ve güveyi adaylarını düğüne
hazırlamakla görevlendirilen kişidir.
Çemişgezek ve köylerinde düğünler Perşembe veya
Pazar günü yapılmaktadır. Eskiden üç gün hatta
bir hafta süreyle düğün yapılırken artık bir
günle yetinilmektedir.
Güveyi Hamamı
Güveyin yıkanıp temizlenmesi ve tıraşı için
tertiplenen bu geleneksel merasim hamamlarda
yapılırdı. Güveyi sağdıçları, dost ve
arkadaşları tarafından çalgılı bir şenlik ile
evden hamama götürülürdü. Bu hamam şenlikleri
daha ziyade güveyinin emsal ve akranlarınca
düzenlendiğinden çok daha renkli olur.Yol
boyunca çalgılı oyunlar oynanır, hoyratlar
söylenir. Güveyinin traşından sonra banyosu
yaptırılır ve öğleye doğru aynı şekilde şenlikle
düğün evine dönülür. Yenilen sofralar ve
ziyafetlerden sonra güveyi giydirilir,
arkadaşları ile birlikte düğün yerinde kına
oynamak üzere ortaya çıkarılır.
Düğün boyunca oyunculara para yapıştırmak adeti
vardır. Fakat güveyi oynarken bu adeta bir para
yağmuruna dönüştür. Toplanan bütün paralar
çalgıcılara aittir. Geleneksel kına havası
çalınır ve arada hoyratlar yakılır örneğin;
Çemişgezek’ te düğünler iyi komşuluk ve toplum
huzurunu yansıtan merasimler halindedir. Derin
bir samimiyet ve yardımlaşma havası içinde
başlar ve böylece biter. Düğünler, davul-zurna,
davul –klarnet veya takım çalgı diye
adlandırılan Davul-klarnet-darbuka-cümbüş ve
kemandan oluşan sazların eşliğinde çok çeşitli
olan mahalli oyunlar, orta oyunları ve çeşitli
eğlencelerle yapılır.
Düğünlerde kadınlar ve erkekler ayrı ayrı
yerlerde, mesela hava müsaitse erkekler açık
havada(bahçede, evlerin önünde)kadınlar ise
genişçe bir salonu bulunan bir evde toplanarak
eğlenirler. Kadınlarla erkeklerin oyunları da
çalgıları da ayrıdır. Kadınlar daha ziyade zilli
teflerle veya mevcutsa ud ile oyunlarını
oynarlar.
Konu, komşu, dost ve ahbapların katılımı ile
düzenlenen düğün şenlikleri içkili-içkisiz
ziyafetlerle süslenir. “Düğüne gelen oynar,
ölüye giden ağlar” deyişine uygun olarak düğüne
gelen herkes tam bir eğlence havası içinde
oynanan oyunlara iştirak eder. Halk ezgileri,
halk sazları, halk oyunları, halay ve kol oyunu
yanında tertiplenen orta oyunları ile bu
eğlenceler çevre folklorunun bütün
güzelliklerini sergiler. Daha çok yaz ve
sonbahar mevsimlerinin müsait hava şartlarında
düzenlenen düğünlerimiz eğlenenlerin rahatlığı,
ziyafetin bolluğu açısından bu mevsimlerde
düşünülmüştür. Aşağıdaki dörtlük bu düşünceyi
açıklamaktadır;
Düğünüm yaza gele,
Vakti kiraza gele,
Dostları hak saklaya,
Düşman maraza gele .
Düğünün en hareketli günü oğlan evinde güveyi
hamamı kız evinde ise kına gecesidir.Gelinin
kınası Çarşamba akşamı yakılır.Kızın arkadaşları
gelini giydirir ve süslerler.Bu arada orada
bulunanlar da bildikleri manileri söylerler;
Süslü bezekli yarim,
Kolu bilezikli yarim,
Gadaların alayım,
Çemişgezek’li gelin.
Hazırlanan kına çalgı eşliğinde sağdıçlara
götürülür. Kapı önünde kısa bir eğlenceden sonra
gelin; arkadaşları, yakınları ve diğer
davetliler ile baş başa bırakılır. Kınası
yakılırken de şenlik devam eder, ağıtlar ve
maniler söylenir.
Altın tas içinde anam kınan ezildi,
Gümüş tarak ile anam zülfün çözüldü ,
Benim yazım yad ellere yazıldı,
Doldur pınar doldur ben gider oldum,
Anamı babamı terk eder oldum.
Gelin alındıktan sonraki dönüş çok hazin olur.
Ağlayan anne, bacı, kardeş ve yakın arkadaşları
arasında telli duvaklı gelin alınır ve
görümcenin yanına yerleştirilir. Gelin ağlarken
çalgılar da gelin ağlatma havasına devam
etmektedir;
Kızardı kayalar al giydi dağlar,
Anadan ayrılan anam oh çeker ağlar ,
Bozuldu bahçeler anam virandır bağlar,
Doldur pınar doldur anam ben gider oldum,
Anamı, babamı anam terk eder oldum.
Gelin alındıktan sonra dönüş genellikle uzak ve
dolambaçlı yollardan yapılır. Bu bir çeşit uğur
sayılır. Bunun bir diğer amacıda gelinin
ayrılması halinde dönmesinin güç olacağının
kendisine ima edilmesidir.
Düğün kafilesi ile birlikte gelin oğlan evine
getirilirken kararlaştırılmış bir yerde kafile
durdurulur. Evli ve bekar sağdıçlarla beraber
orada bulunan yüksekçe bir yere çıkarılmış olan
damat elinde bulunan bir mendille ağzını
kapatarak sağ elindeki elmayı gelinin başına
atar. Arkasından sağdıç tarafından verilen
leblebi, üzüm, buğday karışımı çerezlerle ufak
paraları düğüncülerin üzerine serper. Atılan
elmanın geline isabet etmemesi için gelinin
etrafında bulunanlar elmayı havada iken tutmak
için çaba sarfederler. Bu bir uğur sayılır.
Çerez atılması o yılın bolluk içinde geçmesi
temennisi olarak telakki edilir. Daha sonra
kafile yoluna devam eder ve oğlan evi önüne
gelinir. Attan veya vasıtadan indirilince
gelinin ayakları önünde kurban kesilir. Kurban
kesildikten sonra damat gelini koltuklayarak
içeri götürür. Bu sırada da evli sağdıçlar
tarafından verilen çerezlerle kağıt
kırpıntılarını düğüncülerin üzerine serper.
Alkışlar ve sevinç nidaları arasında koltuk
merasimi biter ve gelin ile damat yakınlarının
ellerini sırayla öperler. Bundan sonra
düğüncülerin bulunduğu yere dönülür. Gelin ve
damat yan yana oturtularak verilecek hediyeler
kabul edilir. İlk hediye güveyi tarafından
gelinin yakasına iğnelenen bir altın veya
beşibirliktir. Bundan sonra güveyi yakınlarının
ve daha sonrada diğer misafirlerin hediyeleri
geline takılır. Hediyelerin verilmesinden sonra
eğlenceye devam edilir. Yemekler yenir ve
oyunlar oynanır. Akşam saatlerinde düğün
sahipleri ve güveyi davetliler tarafından tebrik
edilerek ayrılırlar. Düğün burada sona erer.
Ertesi gün Pazartesi veya Cuma günüdür. Herkes
oğlan evine yüz açımına yani hayırlı olsun
demeğe gider. Gelinle yüz açımına giderek yeni
evlilere hediye götürürler. Üç gün sonrada kız
evinin yakınları oğlan evine baklava getirirler.
Buna kızı sordurmak denir