Çemişgezek ve
cevresinin Tunç Devrinden itibaren yerleşim yeri
olduğu kaynaklar tarafından belirtilmektedir. Bu
konu da 1968-1970 yılları arasında Keban Baraj
Gölü çevresinde araştırma yapan H. Zubeyir Koşay
M. 6. 4000-3000 yillannda da bugunkune benzer
bir yerleşim alani oldugunu belirtmekte-dir.
Kaynakların verdiği bilgiye göre Çemişgezek ve
çevresine ilk çağ boyunca Kuhurriler (Mitani)
Hititler, Urartular, Medler, Persler,
Selevkoslar, Büyük Roma imparatorluğu ve
Sasaniler ha¬kim olmuşlardır.
Medler
Döneminde Çemişgezek
Kral Kiyaskar yönetiminde güçlenen Medler
Asurlara karşı mücadele etmişlerdir. Yapılan Med-Asur
mücadelesi Medlerin zaferi ile sonuçlanınca Asur
Devleti tarihten silinmiştir. Bundan son¬ra
Medler bölgenin tamamına hakim olmak için
çalışmaya başlamışlardır. Bu çalışmaların en
önemlisi M.Ö. 585 yıllarında olmuştur. Bu
tarihte Med Ordusuyla Lidya Ordusu
karşılaşmıştır. Lidya Kralı Alyot Medler
karsısında bozguna uğrayınca Kızılırmağın
doğusunu Medlere terk etmiştir.
Medlerin bölgemizdeki hakimiyetleri uzun sureli
olmamıştır. Medler Anadolu'yu ele geçirmek için
uğraşırken İran’da Kral Kurs yönetiminde Persler
ortaya çıkmıştır. Persler iyice guglendik-ten
sonra M. O. 550 yılında Medleri yıkarak yerine
pers imparatorluğunu kurdular. Böylece medlerin
hakim olduğu diğer topraklarla birlikte bölgemiz
de pers hakimiyetine girmiştir.
Persler
Döneminde Çemişgezek
Persler, Med hakimiyetine son verdikten sonra
Anadolu'yu "Satrap"lık adını verdikleri idari
taksimatla yönettiler. Perslerin Doğu
Anadolu'daki hakimiyetleri Pers Kralı Dara'dan
itibaren başar. Kral Dara M.Ö. 519 yılında
Anadolu seferine çıkar ve Tunceli yöresini Pers
ha¬kimiyetine dahil eder. Böylece Çemişgezek ve
çevresi de Pers hakimiyetine girer.
Perslerin Çemişgezek ve çevresindeki hakimiyeti
Makedonya Kralı Büyük İskender’in Pers
İmparatorluğuna son vermesine kadar devam
etmiştir.
Selevkoslar
Döneminde Çemişgezek
Makedonya Kralı Büyük İskender bölgemize ancak
M. Ö. 323 yılına kadar hakim olabildi. Bu
tarihte Büyük İskender ölünce kurmuş olduğu
imparatorluk "Generalleri" arasında üçe
bölünmüştür. Bu bölüşmede Çemişgezek ve çevresi
General Selevkos'a düşmüştür.
General Selevkos, bölgemizde uzun süre
kalmamıştır. Bir süre sonra Antakya şehrini
kurarak buraya göç etmiştir. General Selevkos'un
gitmesiyle ortaya çıkan otorite boşluğunu
mahalli hanedanlar doldurmuştur.
Bu hanedanların en önemlisi Armenia Krallığıdır.
Armenia krallığı Kars, Erzincan ve Elazığ ile
çevresine hakim olmuştur. Bu durum M. Ö. 250
yılına ka¬dar devam etmiştir. Bu tarihte ortaya
çıkan Partlar Mahalli hanedanların bölgemizdeki
hakimiyetlerine son vermişlerdir. Bu tarihten
itibaren bölgemize Partlar hakim olmuştur. . Bu
durum M. Ö. 65 yılına kadar devam etmiştir. Bu
tarihte Büyük Roma imparatorluğu’na bağlı
kuvvetler Fırat’ın doğusuna geçerek, Partlarla
mücadeleye başlamışlardır. Bu mücadele
aralıklarla M.S. 226 yılına kadar devam
etmiştir.
Bu tarihte Sasaniler Partlara saldırarak bunları
ortadan kaldırmışlardır. Partların ortadan
kaldırılması Sasanilerle Büyük Roma
imparatorluğu’nu karşı karşıya getirmiştir.
BÜYÜK ROMA
İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sasani Devleti Partlara son verdikten sonra
Büyük Roma imparatorluğu ile bir antlaşma
yaparak Part topraklarını aralarında
paylaşmışlardır. Bu paylaşımda Büyük Roma
imparatorluğu’na Gümüşhane, Artvin, Erzincan,
Sivas, Malatya, Adıyaman, Maraş., Antep, Hatay,
Tunceli ve çevreleri düşmüştür. Böylece
bölgemizde Büyük Roma egemenliği başlamıştır.
Bir süre sonra Sa¬sanilerle Büyük Roma
imparatorluğu’nun arası açılmıştır. Sasani -
Büyük Roma imparatorluğu mücadelesi Romalıların
zaferi ile sonuçlanınca Sasani¬ler ellerindeki
Part topraklarını Romalılara kaptırmışlardır.
Büyük Roma imparatorluğunun Çemişgezek’teki
egemenliği M.S. 396 yılına kadar devam etmiştir.
Bu tarihte Büyük Roma imparatorluğu Doğu ve Batı
diye ikiye ayrılınca Çemişgezek ve çevresi Doğu
Roma imparatorluğunun egemenliği altına
girmiştir.
Hititler
Döneminde Çemişgezek
Hitit Kralı Suppiluliuma devrinde Mi¬tani
toprakları Hitit nüfuzu altına girince bölgede
ilk defa siyasi bir birlik sağlandı. Çemişgezek
ve çevresindeki bu si¬yasi birlik Hitit Kralı
Suppiluliuma'nın ölümüne kadar devam etti.
Suppiluliuma'nın ölümü üzerine Mita-niler
Hititlere saldırdılar. Amaçları Hitit¬lerin
topraklarını ele geçirmekti. Bu Hitit - Mitani
mücadeleside Hititlerin üstünlüğü ile sona erdi.
Bozguna uğrayan Mitaniler geri çekilince bütün
Mitani ülkesini (Kars ve Artvin hariç) kendi
toprak¬larına kattılar. (M.Ö. 1300).
Hititlerin Çemişgezek ve çevresinde¬ki
hakimiyetleri M.O. 1180 yıllarına kadar
sürmüştür. Bu tarihte Hititler batıdan gelen
kavimler tarafından yıkılınca bölgenin idaresi
kısa sürelide olsa Hitit şehir Devletlerinin;
Hitit şehir Devletlerinden sonra bölgeye
Urartular hakim olmuşlardır.
Kuhurriler (Mitaniler)
Döneminde Çemişgezek
M.6. 4000 yıllarında bugünkü Urfa ve çevresini
hakimiyeti altına alan Mita¬niler bir süre sonra
iki konfederasyona ayrılmışlardır. Bu
konfederasyonlardan birincisi "Doğu Anadolu'ya"
ikincisi ise "Güney Doğu Anadolu'ya" hakim
ol-muşlardır.
Bir süre bu şekilde bölgeye hakim olan Mitaniler
bir süre sonra birbirlerine düşmüşlerdir.
Yapılan mücadelede I. Konfederasyon yenilgiye
uğramıştır. Böylece Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgeleri II. Konfederasyonunun haki¬miyeti
altına girmiştir. Bu gelişmeden sonra bölgemizde
Mitani hakimiyeti başlamıştır.
Mitaniler M.6. 1800 yıllarında Hititlerle
mücadeleye girdiler. Mitani - Hitit mücadelesi
Mitanilerin bozgunu ile sona erdi. Ancak bu
dönemde Hititler iç me-selelerle uğraşmak
zorunda olduklan için Mitani topraklarına
dokunmadılar. Bu durum M. Ö. 1500 yıllarına
kadar devam etmiştir.
M.6. 1500 yıllarında bir kez daha Mi¬tani -
Hitit mücadelesi başladı. Bu dönemde oldukça
güçlenen Hititler Mitanilere saldırdılar. Uzun
süren mucadeleler bir sonuç vermedi. Bunun
üzerine Hitit Kralı Supp'luliuma kızını Mitani
Kralının oğlu ile evlendirdi. Böylece iki devlet
arasındaki savaş sona erdi. Hitit Kralı
Suppiluliuma kısa bir süre sonra da-madını
Mitani tahtına geçirtti. Böylece Mitani
topraklan ile birlikte bölgemizde Hititlerin
nüfusu altına girdi.
MOĞOLLAR DÖNEMİ
1243 yılında Moğollar Kösedağ Savaşı’nda Anadolu
Selçuklularını mağlup ederek Sivas, Malatya,
Kayseri ve diğer önemli şehirlerini zabt
etmiştir.Bu durum da Anadolu Selçuklu Sultanları
cizyeye bağlı birer bey haline düşmüşlerdir.
Anadolu Selçuklu Sultanlığının Moğollara bağlı
bir beylik haline gelmesiyle Anadolu’da Moğol
hakimiyeti başlamıştır.Ancak bu hakimiyetin
Çemişgezek için de geçerli olup olmadığı
tartışma konusudur.
Şeref name’de Çemişgezek yöresinin Cengiz Han ,
Timurlenk, Şahruh Mirza ve Türkmen Kara Yusuf
gibi büyük fatihler zamanında bile Çemişgezek
Hakimlerinin ellerinden çıkmadığı
belirtilmektedir.Ancak Çemişgezek’i ellerinden
çıkarmama hususu açık değildir.Burada iki
ihtimal söz konusudur.
Çemişgezek Hakimleri Moğol Vasıllığını kabul
ederek vaziyetlerini korumuşlar veya Moğollara
karşı koyarak bağımsızlığını sürdürmüşlerdir.Her
iki görüşü de destekleyen iddialar mevcuttur.
Bazı kaynaklarda Moğol istilası sırasında birçok
aşiretin Dersim’ in sarp dağlarına sığınarak
kendilerini kurtardıklarını ve zaman zaman
Moğolların yollarını keserek öç aldıklarını
açıklamaktadır.Ayrıca Hulagu Han zamanın da Doğu
Anadolu’ ya yapılan diğer bir seferde aşiretin
buraya sığındıklarını, Hulagu Han’ın oğlu ve
ilhanlıların Erzincan Valisi Yeşmut’ un buraya
bir ordu gönderdiği ancak başarılı olamayarak
geri çekildikleri belirtilmektedir.
Diğer yandan Kösedağ Savaşı’nda Moğolların galip
gelmelerinden sonra Suriye, Doğu ve Güney
Anadolu’daki bazı şehir devletlerinin
bağımsızlıklarını devam ettirdikleri kaynaklarda
belirtilmektedir.Bu da ikinci görüşü
desteklemektedir.
Bu görüşlere dayanılarak Çemişgezek hakimlerinin
tam bağımsız olarak kaldıkları ileri
sürülebilir.Ancak bir memleketin hükümdarı gönül
rızasıyla Moğolların emrine girince, Moğollar
yazılı bir antlaşma ile memleketlerin idaresini
o hükümdara bıraktıkları bilinmektedir.
Sasaniler Döneminde Çemişgezek
Önceleri Büyük Roma imparatorluğu ile anlaşan
Sasaniler daha sonra antlaşmaya uymayarak önce
Büyük Ro¬ma, ardından da Doğu Roma ile
savaştılar. Mücadelenin ilk yıllarında başarılı
olmadılarsa da daha sonra Doğu Roma'nın iç
meselelerle uğraşmasını fırsat bilerek bölgeyi
hakimiyetleri altına aldılar. Sasaniler Doğu
Anadolu'yu Mazband adını verdikleri Valilerle
idare etmeye başladılar.
Sasanilerin Çemişgezek ve çevresindeki
hakimiyetleri M.S. 642 yılına kadar devam
etmiştir. Bu tarihte Müslüman Araplarla
mücadeleye giren Sasaniler Kadsiye ve Nihavend
savaşlarını kaybedince yıkılarak tarih
sahnesinden çekilmişlerdir.
Urartular Döneminde Çemişgezek
M.Ö. 900-600 yılları arasında Çemişgezek ve
çevresine Urartular hakim olmuşlardır. Urartular
zamanında Çemisgezek önemli sınır noktalarından
biridir. Urartular zamanında ilçemizin batısında
Tağar Çayı vadisi boyunca uzanan doğal mağaralar
mesken ve savunma amaçlı kullanılmışlardır. Bu
mağaralar günümüzde ilçemizin en önemli turistik
değerlerindendir.
Kaynakların verdiği bilgiye göre Urar¬tular bu
mağaraları kullanmakta olduk¬ça
gelişmişlerdir.Çemişgezek'teki in Delikleri
Devriş Hücreleri bu tür mağaralara güzel
örnektir.
Urartular Doğu Anadolu ve çevresine hakim
olduktan bir müddet sonra Asurlara karşı
mücadeleye girmişlerdir. Bu mücadeleler
Urartuları oldukça yıpratmıştır. Asurlara karşı
başarılı olamayan Urartular küçüle küçüle
merkezleri Tusba / Tuşpa/ Van çevresine kadar
çekilmişlerdir. Böylece Urartuların Çemisgezek
ve çevresindeki hakimiyetleri sona ermiştir.
Urartular'dan sonra bölgede Asur hakimiyetinden
söz etmek mümkün değildir
ORTA ÇAĞDA
ÇEMİŞGEZEK
Orta çağ boyunca çemişgezek ve çevresine Doğu
Roma, Müslüman Araplar (Abbasiler), Büyük
Selçuklular, Mengücekler, Çubukoğulları,
Artukoğulları, Saltukoğulları, Anadolu
Selçukluları, Eratnalılar ve Safevi devletleri
hakim olmuşlardır.
ABBASİLER
DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
750 yılında İslam Aleminin liderliğini ele alan
Abbasiler Tunceli ve çevresini IX. Yüzyılda
İslam Devleti’nin sınırlarına dahil
etmişlerdir.Ancak Abbasilerin amacı İslam
Dini’ni yaymak olduğu için bunlara ait herhangi
bir eser bölgemizde mevcut değildir.
ARTUKOĞULLARI
DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Çubukoğlu Mehmet Bey’den Çemişgezek ve çevresini
alan Balak Gazinin hakimiyeti 1124 yılına kadar
sürdü.Balak Gazi Harput, Palu Çemişgezek ve
Dersim havalisini hakimiyeti altına aldı.Bu
tarihte Balak Gazi Haçlılarla girdiği mücadelede
kaybetti.Bunun üzerine Çemişgezek ve çevresi
Timurtaş’ ın egemenliğine girdi.
Artuk Bey bütün Selçuklu kumandanları gibi bir
Türkmen Beyi idi. Bu hanedana mensup bir çok
hükümdarın elde edilen sikkelerdeki damgalarına
bakılırsa bunların Oğuzların “Kayı Boyu’na”
mensup olduklarını kabul etmek gerekir. Artuk
Bey bir çok savaşlara ve bu meyanda Malazgirt
Meydan Muharebesine de iştirak etmiş ve Selçuklu
Sultanları tarafından verilen yüksek görevlerde
bulunmuştur.
BÜYÜK SELÇUKLU
DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Büyük Selçuklu Devleti’nin Kuruluş Tarihi olarak
kabul edilen 1040 yılı ile 1071 Malazgirt Meydan
muharebesi arasındaki 30 yıl gibi kısa
sayılabilecek bir zaman diliminde
Selçuklular,merkezi Asya’daki kat’i
hakimiyetlerini hızla Ön Asya, Orta Doğu,
Azarbaycan ve Kafkasya’ya ulaştırdılar.Bu
bölgeler Müslümanlarla bölgenin daha önceki
hakimi olan Hıristiyanların uzun yıllar kanlı
mücadelelerine sahne olmuştur. Kafkasya’da
Gürcü, Ermeni ve Hıristiyanlarla karşı karşıya
kalan Selçuklu komutanları, bölgedeki Bizans
hakimiyetini kırarak önce Aras Vadisini takiben
Kuzey Doğu Anadolu’ya sarktılar.Kars, Ağrı ve
Erzurum yöreleri hızla fethedildi.Malazgirt ten
önce Yukarı Fırat Havzasına ulaşan Türkler,
zaferden sonra Doğu Anadolu’da fetihlerde üstün
başarıları olan komutanlara “İkta” olarak
verilen bölgelerde saltanata bağlı beylikler
kurdular. Bunların ilki Ebul Kasım Saltuk’ a
ikta olunan “Saltuklu Beyliği”dir. Erzurum ve
çevresini içine alan ve uzun yıllar
Çemişgezek’te de hükümran olan bu beyliğin
kurucusu Emir saltuk II,Selçuklu soyundan gelen
bir kahramandır.Daha önceleri, Selçukluların ilk
kuruluş yıllarında Mavera-ünnehir, Gazne ve
Horasan’ın fetihlerinde üstün başarısı temayüz
eden bir kahramanın soyundan gelen Emir Saltuk
II Anı ve Kars dolayları ile Büyük sultan
Alparslan’ın takdir ve teveccühünü kazanarak
kendisine ikta olarak verilen bu bölgede emir
Saltuk II Doğu Anadolu’da ilk Türk Beyliğini
kurmuştur. 1072-1202 yılları arasında Erzurum
merkez olarak kurulan bu beylik bütün Yukarı
Fırat Havzasında hüküm sürmüş ve bölgenin
Türkleşmesinde en etkin amillerden biri
olmuştur.Murat Nehrine kadar bütün Çemişgezek
havalisini de kapsayan Saltuklu Beyliği
Anadolu’da kurulan Selçuklu Beyliklerinin ilki
olması dolayısıyla Anadolu tarihinde çok önemli
bir yer tutar. Saltuklu Hanedanın Seceresi
kronolojik sıraya göre aşağıda gösterilmiştir.
1-Ebul Kasım Saltuk II
2-Emir Ali
3-Ebul Muzaffer Gazi
4-İzzeddin Saltuk II
5-Mama Hatun
6-Nasreddin Muhammed
7-Ebu Musa Bin Nasreddin
Muhammed(Micingerd Beyi)
8-Melikşah Bin Nasreddin
Muhammed(Çemişgezek Beyi)
Milikşah Bin Nasreddin Muhammed’in soyundan
gelenler Yavuz Sultan Selim Han dönemine kadar
Çemişgezek’te hakimiyetlerini devam ettirirler.
ÇUBUKOĞULLARI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sultan Melikşah döneminde Anadolu’da fetihler
devam ederken Türkmen kuvvetleri de Diyarbakır
ve çevresini ele geçirmek için
çalışıyorlardı.Türkmen kuvvetlerinin başarılı
çalışmaları sonunda Diyarbakır Selçuklu
hakimiyetine girince Sultan Melikşah bu
çalışmada büyük payı olan Çubuk Bey’i
ödüllendirdi.Onu seferin komutanı tayin ederek
Palu, Harput, Çemişgezek ve çevrelerini ele
geçirme görevini ona verdi.
Çubuk Bey, önce Harput Kalesini ele
geçirdi.Ardından başarılı çalışmalarda bulunarak
Eğin.(Kemaliye) Arapgir, Hanzit (Palu ve Genç
çevresi)ve Çemişgezek Kalelerini ele
geçirdi.Böylece Çemişgezek ve çevresinde
Çubukoğulları hakimiyeti başladı.
Çubukoğulları nın Çemişgezek ve çevresindeki
hakimiyeti 1092 yılında el değiştirdi.Bu tarihte
Çubuk Bey’in ölümü nedeniyle Çubukoğulları nın
başına Mehmet Bey geçti.
Çubukoğlu Mehmet Bey 1113 yılına kadar bazen
Büyük Selçuklu Sultanlığına bazen de Anadolu
Selçuklu Sultanlığına bağlı kalarak varlığını
devam ettirdi.1113 yılında Çubukoğlu Mehmet Bey
ölünce hakim olduğu bölgeler Artukoğlu Balak
Gazi’nin eline geçti.
MENGÜCEKLER
DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sultan
Alparslan 1071 yılında Büyük Malazgirt Zaferini
kazanınca komutanlarına Anadolu’yu fethetme
görevini vermişti.Bu fetih hareketine katılan
komutanlardan biri de Mengücek Gazi’dir.
Mengücek Gazi Merkezi Erzincan olmak üzere
Mengücekler Beyliğini kurmuştu. Bu beylik 1142
yılına kadar tek merkezden yönetilirken bu
tarihte Melik İshak’ ın ölümü ile üçe
bölünmüştür.
SALTUKLULAR
DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Büyük
Selçuklu devletinin kuruluş tarihi olarak kabul
edilen 1040 yılı ile 1071 Malazgirt Meydan
muharebesi arasındaki 30 yıl gibi kısa
sayılabilecek bir zaman diliminde Selçuklular,
merkezi Asya'daki kat’i hakimiyetlerini hızla ön
Asya, Orta Doğu, Azerbaycan ve Kafkasya'ya
ulaştırdılar. Bu bölgeler Müslümanlarla bölgenin
daha önceki hakimi olan Hıristiyanların uzun
yıllar kanlı mücadelelerine sahne olmuştur.
Kafkasya'da
Gürcü, Ermeni ve Hıristiyanlarla karşı karşıya
kalan Selçuklu komutanları, bölgedeki Bizans
hakimiyetini kırarak önce Aras Vadisini takiben
Kuzey Doğu Anadolu'ya sarktılar. Kars, Ağrı ve
Erzurum yöreleri hızla fethedildi. Malazgirt ten
önce Yukarı Fırat Havzasına ulaşan Türkler,
zaferden sonra Doğu Anadolu'da fetihlerde üstün
başarıları olan komutanlara "ikta" olarak
verilen bölgelerde saltanata bağlı beylikler
kurdular. Bunların ilki Ebul Kasım Saltuk'a ikta
olunan "Saltuklu Beyliği”dir.
Erzurum ve
çevresini içine alan ve uzun yıllar Çemişgezek'
te de hükümran olan bu' beyliğin kurucusu Emir
saltuk II, Selçuklu soyundan gelen bir
kahramandır. Daha önceleri, Selçukluların ilk
kuruluş yıllarında Maveraunnehir, Gazne ve
Horasan'ın fetihlerinde üstün başarısı temayuz
eden bir kahramanın soyundan gelen Emir Saltuk
II Anı ve Kars dolaylan ile bütün Kuzey Doğu
Anadolu'nun fethinde üstün başarısı ile Büyük
sultan Alparslan’ın takdir ve teveccühünü
kazanarak kendisine ikta olarak verilen bu
bölgede emir Saltuk II Doğu Anadolu'da ilk Türk
Beyliğini kurmuştur. (1072)
1072-1202
yılları arasında Erzurum merkez olarak kurulan
bu beylik bütün Yukarı Fırat Havzasında hüküm
sürmüş ve bölgenin Türkleşmesinde en etkin
amillerden bin olmuştur. Murat Nehrine kadar
bütün Çemişgezek havalisini de kapsayan Saltuklu
Beyliği Anadolu'da kurulan Selçuklu
Beyliklerinin ilki olması dolayısıyla Anadolu
tarihinde çok önemli bir yer tutar.
Saltuklu
Hanedanın seceresi kronolojik sıraya göre
aşağıda gösterilmiştir.
1-Ebul Kasim
Saltuk ll
2- Emir Ali
3- Ebul
Muzaffer Gazi
4- izzeddin
Saltuk II
5- Mama Hatun
6- Nasreddin
Muhammed
7- Ebu Mansur
Bin Nasreddin Muhammed ( Micingert Beyi )
8- Melikşah Bin
Nasreddin Muhammed (Çemişgezek Beyi)
Melikşah Bin .Nasreddin
Muham-med'in soyundan gelenler Yavuz Sultan
Selim Han dönemine kadar Çemişgezek 'te
hakimiyetlerini devam ettirirler
ANADOLU
SELÇUKLULARI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sultan
Alaaddin Keykubad Malatya Ordusu Serdarı Emir
Esidüdin Ayaz’ın komutasında 5000 kişilik bir
süvari birliğini muhasara araçları ile birlikte
Çemişgezek’in fethi için görevlendirdi.İbni Bibi
bu dönemlerde Çemişgezek Kalesini şöyle tasvir
etmektedir. “Başı semaya yükselmiş bir kaya
içine kudretin eli ile oyulmuş bir mağara
gördüm. (İn Delikleri kastedilmetedir) Bu
kayanın bir tarafındaki vadide Nil’i hiçe sayan
ve fili sivrisinek zanneden bir ırmak akıyor.
(Burada Tağar Çayı kastedilmektedir.) Suyun öte
tarafında sağlam temeller üzerine kurulmuş metin
bir kale içinde bir şehir göze çarpıyordu” . İbn-i
Bibi Çemişgezek Kalesi’nin Selçuklular
tarafından fethedilmesini de şöyle nakleder
“Çemişgezeklilere Kahta’nın akibetinden ve nasıl
teslim olduklarından ve imdatlarına gelen Şam
Ordusu’nun ne suretle imha edildiğinden bahisle,
tehdit yollu sözler söylemek ve hikayeyi onlara
anlatmak üzere ve Çemişgezek Kalesi’ni teslim
etmesi için bir elçilik heyetini kale
komutanlarına gönderir.Elçiler kale komutanına
ulaşamadan kaleden yağmur gibi oklar yağmaya
başlar. Bu heyet her ne kadar Biz Elçiyiz
sizinle görüşmek üzere geliyoruz dediler ise de
aldırış edilmedi. Elçiler mecburen geri döndü.
Emir Esidüddin bunun üzerine “Madem ki onlar
söz kapısını kapadılar, bizim için cenk yolunu
açmak yaraşır” dedi.Emir Esidüddin derhal
mancınıkların kurulmasını emretti.Kale kapısında
uzun bir mücadele başladı.İlk günkü şiddetli
çarpışmalar şafak vaktinden gece karanlığı
basıncaya kadar mancınık ve oklarla devam etti.
Muhasara bir hafta geceli gündüzlü devam
etti.Muhasaranın 8.günü , her birinin içinde 10
muharip ve kenarlarında okların geçebilmesi için
delikler açılmış bulunan 10 demir sandık
mağaranın üzerinden aşağı sarkıtıldı.
Sandıklarda siper almış muharipler bulutlardan
yağmur yağdırır gibi mağaranın içine okları
yağdırdılar.
Ancak bu
çalışmalar beklenen ölçüde başarılı
olamadı.Bunun üzerine kalenin bir yerindeki
çatlak tespit edildi. Çatlak genişletilerek
içeri girildi. Uzun süren sert bir direnişten
sonra zor durumda kalan Çemişgezek liler bir
elçilik heyeti göndererek savaşın sona ermesini
talep ettiler. Emir Esidüddin bu talebi kabul
edince Çemişgezek Kalesi’ de Selçuklu
hakimiyetine girer.
Anadolu Selçuklularının
Çemişgezek hakimiyeti 1226 yılında başlar.Bu
durum Moğolların Anadolu’ya hakim olmalarına
kadar devam etmiştir
BİZANS
İMPARATOLUĞU DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Büyük Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye
ayrılınca Çemişgezek ve çevresi Doğu Roma
(Bizans) İmparatorluğuna düşmüştür. Bizans
İmparatorluğu bölgemiz için önce Sasanilerle
mücadele etmiş daha sonra aynı amaç için değişik
devletlerle mücadele
etmiştir.Bizans İmparatorluğu 591 yılında
bölgemizin tamamına hakim olmuştur.Kaynakların
verdiği bilgiye göre Çemişgezek ve çevresi
Bizans İmparatorluğu döneminde “Hierepolis”
olarak anılmakta idi.
Bizans İmparatorluğu bölgeyi korumak için
özellikle Konstantin döneminde Araplarla büyük
mücadeleler yapmıştır.Bu çalışmalar sonunda
kesin bir sonuç ortaya çıkmaz.Bu arada Bizans
İmparatorluğunda sık sık taht değişiklikleri
olmaktadır.15 Mart 963 yılında Bizans
İmparatorluğunun yönetimi İmparatoriçe Thephano’
nun eline geçer.Bu tarihte Bizans İmparatoru II.
Romanos ölmüş oğulları Basiles ve Konstantin
küçük oldukları için yönetim annelerinin
elindedir. İmparatoriçe Thephano, bir süre sonra
Nikephoros Phokas ile evlendi.Bu gelişme sonunda
Bizans İmparatorluğunun yönetimi Nikephoros
Phokas’a geçmiştir. Nikephoros Phokos , Bizans
Ordusunu iki bölüme ayırarak ordu
komutanlıklarına kardeşi Leon Phokas ve İoannes
Tsimiskes’ i getirtti.Komutanlar kendi
aralarında iş bölümü yaparak görev alanlarını
belirlediler.Buna göre Leon Phokas Batı Orduları
Komutanlığına İoannes Tsimiskes ise Doğu
Orduları Komutanlığına gelmiştir.Bu
komutanlardan İannes Tsimiskes Çemişgezekli idi.
Kaynakların verdiği bilgiye göre bu dönemde
Çemişgezek’ in adı “Tzimisca”idi. Aynı soyadı
taşıyan İoannes’e izafeten bu isimin verildiği
kaynaklar tarafından belirtilmektedir.
İoannes Tsimiskes’in Doğu Orduları Komutanlığına
getirilmesi Çemişgezeklilerin Bizans
İmparatorluğundaki etkilerini artırmıştır.Bu
arada İmparator N.Phokas ülke işleri ile
ilgileneceğine İmparatoriçe Thephano ile gününü
gün etmektedir.Bu durumda ülke yönetiminde
bozulmalar başlamıştı.Kendini kurtarmak isteyen
İmparatoriçe Thephanon N.Phokas’a karşı bir
suikast planlar ve bu işi Doğu orduları Komutanı
İoannes Tsimiskes’e verir.
Tsimiskes,N.Phokas’a karşı bir suikast planı
hazırlayarak 969 yılında onu ortadan kaldırır.N.Phokas’ın
ortadan kaldırılması halk arasında memnunluk
yaratmıştır.Bu gelişmeden kısa bir müddet sonra
Çemişgezekli İoannes Tsimiskes Bizans
İmparatorluğuna getirilir.
Kilise, İoannes Tsimiskes’in İmparatorluğunu
onaylamak için İmparatoriçe Thephano’nun
saraydan uzaklaştırılır.Böylece Bizans
İmparatoru olarak taç giyer.İoknnes Tsimiskes
dönemi Çemişgezek’in en parlak dönemidir.
İmparator İoannes Tsimiskes yaz aylarında
Çemişgezek’e gelerek buradaki malikhanesinde
kalıyordu.Bu nedenle dönemin kaynakları
Hierepolis’e “Tsimiskes-Çemişgezek”adını
vermektedirler.
Büyük Selçuklu Sultanlığı Döneminde Çemişgezek
1040 yılında Dandanakan Meydan muharebesini
kazanarak devlet kuran Selçuklular 1071 yılında
Malazgirt Mey¬dan Muharebesini kazanarak Anadolu
kapılarını Türklere açmışlardır. Bu tarihte
Bizans imparatoru Romen Diyojen'i yenen Sultan
Alparslan Emirlerine Anadolu'yu fethetme görevi
verir. Bu emri alan beylerde Anadolu'yu
fethetmeye başlarlar. Bu beyler vasıtasıyla
bölgemizde Selçukluların hakimiyeti altına
girer.
KARAKOYUNLULAR-AKKOYUNLULAR-SAFEVİLER DÖNEMİ
Karakoyunlular (Baraniler), Oğuz boyundadır.Bu
boylardan bir kısmı Moğol istilası esnasında
Mavera - ünnehir ve Horasan taraflarından batıya
sürüldüğü zaman bunların içerisinden Akkoyunlu
ve Karakoyunlu Aşiretleri İlhanlılar zamanında
ve Argun Han devrinde Türkistan’da göçüp, Fırat
ve Dicle Nehirlerinin yukarı vadilerine
yerleşmişlerdir.
Karakoyunlu Beylerinden Bayram Hoca Moğolların
zaafından faydalanarak Karakoyunluları siyasi
sahneye çıkarmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun
uç bölgelerinde Türkmen hakimiyetini
kurmuştur.Böylece Çemişgezek yöresi de
Karakoyunlu hakimiyetine girmiş, ancak
Karakoyunlu Akkoyunlu mücadeleleri içerisinde
zaman zaman Karakoyunlu zaman zaman da Akkoyunlu
hakimiyetine girmiştir.
Bu mücadeleler sonunda Kara Yölük Osman bey o
devrin en dikkate şayan simalarından biri olup
Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu olmuştur.Kuvvetli
şahsiyeti ile Erzincan’dan Urfa’ya kadar uzanan
bölgede hakimiyet sağlamıştır.Kara Yölük Osman
Bey aynı samanda Karak oyunlu Devletinin süratle
gelişmesine karşı kuvvetli bir engel teşkil
etmiştir.
Akkoyunlu-Karakoyunlu mücadelelerinin sürdüğü bu
dönemlerde Çemişgezek yöresi Çemişgezek
Beylerinin idaresi altında bulunuyordu.Bu
sebeple hem Erzincan, Erzurum ve Tunveli
yöresindeki Karakoyunlulara, hem de Diyarbakır
yöresinde yerleşmiş bulunan Akkoyunlulara karşı
direnmek zorunda kalmıştır.
Timur’un Anadolu’dan çekilmesinden sonra Doğu
Anadolu’da hakimiyeti ele geçiren Akkoyunlular
bu hakimiyetlerini 1462 yılına kadar
sürdürmüşlerdir.Kara Yölük Osman Bey, Timur ile
iyi geçinmiştir.Timur, tarafından Malatya ve
Diyarbakır taraflarının idaresi ile
görevlendirilen Kara Yölük Osman Bey Erzincan,
Harput, Çemişgezek ve Mardin taraflarını elde
ederek buralarda güçlü bir devlet kurmuştur.
Kara Yölük Osman Bey devrinde Akkoyunlu -
Karakoyunlu mücadelesi iyice yoğunlaşmıştır.Kara
Yölük Osman Bey, Çemişgezek’ i ele geçirdiği
sırada buranın hakimi Şeyh Hasan idi.Şeyh Hasan
, Kara Yölük Osman tarafından kovulunca
Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’e
sığınmıştır.Kara Yölük Osman Bey ile İskender
Bey arasında 1435 yılında Erzurum yakınlarında
yapılan savaşta Kara Yölük Osman Bey mağlup
edilerek öldürülmüştür.
Karakoyunlular Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan
tarafından ortadan kaldırılmış, Uzun Hasan da
Otlukbeli savaşı’nda Osmanlılara yenilince
Çemişgezek yöresindeki Akkoyunlu hakimiyetleri
sona ermiş oldu.
Karakoyunlu ve Akkoyunlu hakimiyeti zamanında
günümüze kadar kalan en önemli izler ilçenin
Sakyol ve Kıraçlar Köyü arasındaki sahada ve
Oğuzlar Köyü civarındaki sahada ve Oğuzlar Köyü
civarındaki mezarlıklarda bulunan “Koç Motifli
Mezar Taşları”dır. Keban Baraj Gölünün
oluşmasından önce bu mezarlıklarda bulunan Koç
Heykelleri Elazığ ve Harput Müzelerine taşınarak
koruma altına alınmıştır.
YENİ ÇAĞDA
ÇEMİŞGEZEK
Yeni çağ boyunca Çemişgezek ve çevresine Osmanlı
devleti hakim olmuştur
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA ÇEMİŞGEZEK
Birinci dünya savaşı sırasında Çemişgezek’ de
işgalin eşiğine gelmiştir. Bu sırada Harput
-Elazığ II. Kolordu merkezi idi ve Kolordu
komutanı Galip Paşa idi.Bu Kolordunun
18.fırkasının merkezi Hüsenik ve bu fırkanın da
98. Alayı Çemişgezek ve Hozat civarında
bulunuyordu. Bu fırkalar savaşın başlaması ile
Erzincan ve Erzurum tarafına hareket ederek
Ruslara karşı savaşmışlardı. Bölgede askerin
olmayışı, Ermenilerin kışkırtması ve Dersim
aşiretlerinin de delaletiyle bir Rus askeri
keşif kolu Ermenilerin refakatinde Çemişgezek
önlerine kadar gelmişlerdi.Takvimlerin 1915
yılını gösterdiği bu tarihlerde Albay Halid Bey
komutasındaki 36. hafif süvari alayı Çemişgezek’
in kuzeyinde Rus kuvvetleriyle karşılaşır ve
onları bozguna uğratır. Bundan bir yıl sonra 5
Mart 1916 tarihinde ise Hamidiye Alayları ve
milislerden oluşan kuvvetler Erzincan’a
ilerleyen Rus kuvvetlerini Çemişgezek
yakınlarındaki Eşek meydanında bir kez daha
bozguna uğratırlar.
Rusya'nın I. Dünya savaşından çekilmesi üzerine
bölgeye Rusların silah verdiği Ermeniler
girmişlerdir. Bunlara karşıda Çemişgezek halkı
başarılı mücadeleler yapmıştır.
EVLiYA ÇELEBi
SEYAHATNAMESİN'DE
ÇEMiŞGEZEK
Evliya Çelebi Çemişgezek’e geldiği tarihi tam
olarak belirtmemekle beraber 1649-1650
yıllarında Çemişgezek' in içinde bulunduğu
bölgeyi gezdiğini biliyoruz. Bu sebeple
Çemişgezek' e de bu yıllarda geldiğini
söyleyebiliriz.
Evliya Çelebi Sağman üzerinden geldiği
Çemişgezek 'i bir paragrafla şöyle anlatır:
"Buradan kalkarak (Sağman) Çemişgezek Kalesine
geldik. Cemşid'in bir gulamı kaçıp bu sa'b
diyarlara kaçarak Kaarun gibi paraya malik olup
Cemşid korkusundan bu kaleyi inşa ettiğinden "Çemşid
Kenzek"den galat olarak "Çemişgezek" denmiştir.
Sonra nice hükümdar eline girmiştir. Sonunda
Selim Hana ahalisi itaat eylemiştir. Diyarbekir
Vilayetinde sancak beyi tahtıdır. Beyinin hası
(334-223) akçadır. 2 zeameti, 18 timarı,
alaybeyisi, geri-başısı vardır. Sefer sırasında
beyinin bayrağı altında tarn yüzbin adet silahlı
askeri olur. Yüzelli akçelik kazadır. Muftü,
nakib ve muhtesibi vardır. Kale ağası, kale
neferleri dahi var. Murat nehrinden uzak
yerlerde (Ovacık) nahiyesinde Munzur Baba Azizin
dagından çıkan küçük bir kaynak olup Murat
nehrine karışır. Bu nehir her sene Ağustos'tan
başlayıp kırk gün acı ve kırk gün tatlı akar.
Nehrin lezzetli alabalığı olur. Avcılar
ziyaretten aşağıda balık avlarlar. Eğer ziyaret
yanında avlarlarsa balıklar pişmez. Bu pinarın
kuzeyinde bir dağ vardır. Orada Munzur Babanın
diktiği bir agaç vardır ki, gayet siyahtır. Bu
agacı kim keserse zarar çeker..."
MAMURATUL AZİZ
SALNAMELERİNDE ÇEMİŞGEZEK
'Cemşid Kenzek' den galat olarak Çe-mişgezek
denmiştir. Sonra nice Hukum-dar eline girmiştir"
ibn-i Bibi ise Çemişgezek'in 1226 yi-Imda
Anadolu selguklulan tarafmdan fet-hini
anlatirken Çemişgezek Kalesini ş6yle tasvir
etmektedir. "Başi semaya yukselmiş bir kaya
igine kudretin eliyle oyulmuş bir magara gorduk.
(in delikleri olmali) Bu kayanin birtarafmdaki
vadide Nil'i hige sayan ve fili sivrisinek zanne-den
bir irmak akiyor. Suyun b'te tarafm-da saglam
temeller uzerine kurulmuş
CUMHURİYET
DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Milli mücadele döneminde Çemişgezek halkı bütün
imkan ve olanaklarıyla seferber olmuştur. İlk
Türkiye Büyük Millet Meclisine Çemişgezek; Diyap
Ağa ve Nüzhet Saraçoğlu olmak üzere iki mebus
göndermiştir.
Cumhuriyet döneminde Çemişgezek yöresinde
yaşanan en önemli gelişme 1926 yılında başlayan
Koçuşağı ayaklanmasıdır. 7 Ekim 1926 tarihinde
başlayan bu isyanda Çemişgezek civarında yoğun
çatışmalar yaşanmıştır. Koçuşağı ayaklanmasını
bastırmakla görevli Albay Mustafa Muğlalı önce
Çemişgezek ve köylerinden özellikle, Koçolu
Bölgesi ile Ulukale ve Şavak aşiretlerinden
gönüllü milis birlikleri oluşturdu ve bu
kuvvetleri Jandarma birliklerine takviye etti.
Çemişgezek milis kuvvetleri bu harekatta şu
şekilde konuşlandırıldı; Ulukale ve
dolaylarındaki silahlı köylüler ile Şavak
aşiretine mensup milis kuvvetleri Hadişar
deresinin Doğu sırtlarını tutacak, Çemişgezek’in
batı ve kuzeybatısındaki köylülerden oluşan
milis kuvvetleri ile Çemişgezek mahalli Jandarma
kuvvetleri Gülbahçe köyü ile Ardige arasındaki
mıntıkayı tutacaklardı. Koçuşağı ayaklanması
sırasında Çemişgezek sınırları içinde en yoğun
çatışmalar kırklar dağı, Yılan Dağı ve Tağar
Vadisi ile Ulukale civarında cereyan etmiştir.
Ayaklanma nihayet 30 Kasım 1926’da bastırılarak
sona erdirilmiştir.
1937-1938 Dersim isyanlarında da Çemişgezek
isyancı aşiretlerin saldırılarına uğramış ve
sivil halk belirlenen yerlerde nöbetleşe
bekleyerek ilçelerini, köylerini savunmuşlardır.
Bu isyanlarda da Çemişgezek Ali Boğazı ve
civarındaki bölgelerde saklanan isyancılara
karşı yapılan harekatlarda üs olarak kullanılmış
ve bu harekatlarda Çemişgezek halkının rehber
olarak faydalanılmıştır.
İDARİ TARİHİ
İLE ÇEMİŞGEZEK
M.Ö.4000
yıllarından başlayan tarihi ile Çemişgezek’ in
sürekli olarak önemli bir yerleşim ve konaklama
yeri olduğu bilinmektedir. Ancak idari
tarihçesini 1200’lü yılların başından başlatmak
doğru olacaktır. Bu yıllarda Saltukoğulları
beyliğinin Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin
Süleyman Şah tarafından ilhakından sonra son
Saltuklu hükümdarı Nasreddin Muhammed’in oğlu
Melik şah Çemişgezek’ e çekilerek burayı beylik
merkezi haline getirmiştir. Bu beylik 32 kale ve
16 nahiyeden ibarettir.
Çemişgezek beyliği Kanuni Sultan Süleyman
zamanına kadar mevcudiyetini sürdürmüşken bu
dönemde Çemişgezek Beyi Pir Hüseyin Beyin ölümü
üzerine evlatları arsında başlayan mücadele
sonrası beylik iki sancak ve 14 zeamete
ayrılmıştır.
1518 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında o
döneme kadar sancak olarak idare edilen
Çemişgezek liva haline getirilerek Diyarbakır
eyaletine bağlanır.Bu yıllarda Çemişgezek
kanunnamesi yayınlanarak buranın gelir, gider,
ekonomi ve yönetim sistemi karara bağlanır. 1568
yılında yapılan yeni bir düzenleme ile
Çemişgezek sancağı Diyarbakır beylerbeyliğinden
alınarak Erzurum beylerbeyliğine bağlanır.Bu
tarihlerde sancak merkezi Çemişgezek’ e 9
nahiyenin bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak
Çemişgezek’ in Erzurum beylerbeyliğine bağlılığı
fazla sürmez ve 1609 yılında tekrar Diyarbakır
beylerbeyliğine bağlanır.Çemişgezek bu şekilde
uzun yıllar Diyarbakır eyaletine bağlı bir
sancak olarak idare edildikten sonra 1858
yılında kazaya dönüştürülerek Harput’ a
bağlanır.
1880 tarihine gelindiğinde ise Çemişgezek’ in
Keban’a bağlı bir nahiye olduğunu görmekteyiz.
1881 tarihinde ise Dersim vilayeti teşkil
edilir. Çemişgezek’ te kaza haline getirilerek
vilayet merkezi olan Hozat’a bağlanır.
1887(H.1304) yılında Dersim vilayeti
lağvedilerek sancak haline gelmiş ise de
Çemişgezek yine Dersim’ e bağlı kalmıştır.1925
yılında Dersim Sancağı da kaldırılınca
Çemişgezek de diğer kazalar gibi Elazığ’a
bağlanmıştır.
25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı kanun ile
Erzincan vilayetinin Pülümür, Elazığ vilayetinin
Hozat, Nazmiye, Mazgirt, Pertek ve Çemişgezek
İlçelerinin bağlandığı Tunceli vilayeti teşkil
edildi. Ancak Tunceli vilayeti özel kanuna göre
01.01.1947 tarihine kadar geçici merkezinin
bulunduğu Elazığ’dan idare edilmiş, 30 Aralık
1946 tarih ve 4993 sayılı kararla il merkezi
kalan kasabasına nakledilmiştir.
Çemişgezek o tarihten bugüne kadar Tunceli
vilayetinden idare edilmektedir.
İlçenin Belediye teşkilatı 1881’de
kurulmuştur.Keban Barajı’nın teşekkülünden önce
toplam 51 köy muhtarlığı varken, bu köylerden
14’ü tamamen 12’si kısmen su altında kalmıştır.
Zamanla göçlerin de tesiri ile bir kısım köyler
de tüzel kişiliğini kaybetmiştir.Bugün ilçeye
bağlı 31 köy muhtarlığı ve 29 mezrası
bulunmaktadır.
OSMANLI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Yeni Çağ boyunca Çemişgezek ve çevresine Osmanlı
Devleti hakim olmuştur. Osmanlı Devleti
Döneminde Çemişgezek 1514 Çaldıran Meydan
muharebesinden sonra Hacı Rüstem’ in
oğullarından Pir Hüseyin Bey, Yavuz Sultan
Selim’in huzuruna çıkarak babasının
topraklarının kendisine verilmesini talep
etmiştir. Yavuz Sultan Selim bu talebi kabul
ederek Maraş Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa’yı
Pir Hüseyin Bey ile birlikte Çemişgezek’ e
göndermiştir.Pir Hüseyin Bey Çemişgezek ’e
geldikten sonra aşiret kuvvetlerini etrafına
toplayarak Çemişgezek’ te hüküm süren Nur Ali
Halife’yi Çemişgezek’ ten çıkardı ve Tekir
Yaylağı denilen yerde bozguna uğrattı.
Büyük bir zafer kazanan Pir Hüseyin Bey Tur Ali
Halife’nin başını kestirerek Çemişgezek’ teki
hakimiyetini sağlamlaştırdı.30 yıl boyunca
Çemişgezek ve çevresinin tek hakimi oldu. 1544
yılında ölünce ardında 16 erkek evlat bıraktı.
Osmanlı Devleti bu durumda Çemişgezek ve
çevresini 2 sancak ve 14 Zeamet ve Timar’ a
ayırarak buraları Pir Hüseyin Bey’in oğulları
arasında taksim etti.Bu taksimat’a göre ;
1- Yusuf Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan
vilayetin taksimi sırasında 70.000 akça
tutarında bir zeamet verildi.Erkek evlat
bırakmadan öldüğü için toprakları Muhammed
Bey’in çocukları arasında pay edildi.
2- Muhsin Bey Bin Pir Hüseyin Bey bu da miras
kalan vilayetten 70.000 akçalık bir zeamet pay
aldı.Öldüğü zaman zeameti 5 çocuğu arasında
paylaştırıldı.
3- Yakup Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan
vilayetin taksimi sırasında kendisine 40.000
akçalık bir zeamet verildi.Bunun da ölümü
üzerine zeameti çocukları arasında pay edildi.
4- Keykubad Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan
vilayetin taksimi sırasında buna 50.000 akçalık
bir zeamet verildi.Ancak Keykubad Bey bunu gurur
meselesi yaparak kabul etmedi. Ailesini ve
topraklarını terk ederek Yemen’e gitti. Yemen’de
Osmanlı Devletine büyük hizmetler gördü.
5- Keykavus Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan
vilayetin taksimi sırasında buna da
20.000-25.000 akçalık bir zeamet verildi.
Öldükten sonra mirası oğlu Mansur Bey’e verildi.
6- Perviz Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan
vilayetin taksimi sırasında buna da
20.000-25.000 akçalık bir zeamet verildi.Ölünce
mirası oğlu Haydar bey’e geçti.
7- Behlül Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan
vilayetin taksimi sırasında buna 40.000 akçalık
bir zeamet verildi. Ölünce zeameti önce oğluna
ardından da torununa geçti.
COĞRAFİ DURUM
ÇEMİŞGEZEK' İN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ
Çemişgezek Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat
bölümünde 38-39 doğu meridyenleri ile 39-40
kuzey paralelleri arasında yer alan Tunceli il
iline bağlı bir ilçedir. Tunceli il merkezinin
güneybatısında bulunan Çemişgezek, doğusunda
Pertek ve Hozat, kuzeyinde Ovacık ve Erzincan,
batısında Elazığ ve Erzincan, güneyinde de Keban
Baraj gölü ile çevrilidir.
İlçenin en önemli yükseltileri Pilav Tepe, Bozan
Tepe, Kırklar Tepesi ve Yılan Dağıdır.
İlçedeki en önemli akarsu ise Hozat’ın Ağviran
köyünden doğan ve Çemişgezek sınırları içinden
geçerek Keban Baraj Gölüne dökülen Tağar
çayıdır.
Çemişgezek ilçe merkezinin deniz seviyesinden
yüksekliği 975 m.dir. İlçenin güneyinde yer alan
köylerde rakım düşerken kuzeye doğru çıkıldıkça
rakım yükselmektedir.
İlçenin toplam yüzölçümü 877 kilometre karedir.
Keban Baraj Gölü’nün teşekkülünden önce daha
geniş bir alana sahip olan Çemişgezek’in 14
köyünün tamamen ve 12 köyünün de kısmen su
altında kalması ile en verimli topraklarını da
kaybetmiştir. Bugünkü durum itibarı ile toplam
yüzölçümünün %35’ini ekilebilir alanlar ,%2’sini
ormanlar, %63’ünü göl ve meralar kaplamaktadır.
Arazinin engebeli olması sebebiyle ulaşımda bazı
zorluklar yaşanmaktadır. Keban Baraj Gölü’nün
teşekkülü ile de ilçenin dışarıya karayolu
irtibatı kesilmiştir. Bugün ilçe dışına ulaşım
baraj gölü üzerinde çalışan feribotlarla
sağlanmaktadır. İlçenin Tunceli iline uzaklığı
Pertek üzerinden 117 km’ dir. Bu yolun bir kısmı
aşırı virajlı ve stabilize olup, bugün hemen
hemen hiç kullanılmamaktadır. Bunun yerine
Tunceli ile ulaşım Elazığ ili üzerinden
sağlanmaktadır ki bu yolun toplam uzunluğu 198
km.dir.
Çemişgezek’ in Elazığ İl Merkezine uzaklığı ise
62 km.dir.
Çemişgezek idari bakımdan her ne kadar Tunceli
iline bağlı ise de ulaşımdaki zorluklar
sebebiyle ekonomik ve ticari ilişkileri tamamen
Elazığ iledir.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Bitki örtüsü de iklim şartlarına bağlı olarak
yöreden yöreye değişiklik gösterir. Çemişgezek
ilçe merkezi ve yakın köyleri, bol miktarda Dut
ve diğer meyve ağaçlarıyla kaplı iken. Kuzeydeki
köyleri ve çevresi uzun kış koşullarına
dayanıklı, öbek öbek kümeleşen meşeliklerle
örtülüdür.
Çemişgezek köyleri içerisinde bozkır görünümlü,
çıplak topraklı köy hemen hemen yok gibidir.
Suyun olduğu her yer de yeşil ve hayat vardır.
Her yerleşim yerinde su başında yükselen
kavaklıklar, bağlar ve bahçeler, yerine göre de
meşelik ve iklim koşullarına uygun başka ağaçlar
süsler.Yerel isimlendirmeyle, aluça, cunul,
dağum, horum dutu, kozik, lollik, mazuk, mığirik,
palut, mormorik, arduç, azdur, cevüz, hajik,
payam, sumağ, yılğın, yöre ye özgü ağaçlardır.
Çemişgezek yöresin de yerel isimlendirmeyle,
anuh, bıtırağ, burçağ, çaşur, çirpoz, çordik,
diboynaşi, gajir, geven, godem, gorunga,
göregelem, gulik, kuzikulağı, i rahan,
kenger,keven, kez, perper, badınç, südlügen,
tahtik, tort, yarpuz, yemlik ve çaşır mantarı
gibi bitki türleri vardır.
ÇEMİŞGEZEK'İN İKLİM ÖZELLİKLERİ
Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan
Çemişgezek’de hakim iklim tipi karasal iklimdir.
Çemişgezek eskiden bu iklim yapısı gereği
yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları ise
soğuk ve kar yağışlı geçerken, Keban Baraj
Gölü’nün teşekkülünden sonra iklimde büyük bir
yumuşama olmuştur. Bugün göl kenarında bulunan
köylere kışın hemen hemen hiç kar yağmamakta ve
don olaylarına nadiren rastlanmaktadır. Bu
özelliği sebebiyle ilçe topraklarında hemen
hemen bütün meyve ve sebze çeşitleri
yetiştirilmektedir.
Aşağıdaki tabloda 1970-1996 yılları arasında
aylara göre en yüksek ve en düşük sıcaklıklara,
ortalama sıcaklık değerleri gösterilmektedir.